SERGİ SANATÇILARI

EKSİK PARÇA / THE MISSING PIECE

Güliz Kayahan

GÜLİZ KAYAHAN

BİYOGRAFİ
TR

Sergideki eserler, duyguların adlandırılmasının ne kadar güç olduğu üzerine düşünür. “Nasılsın, ne hissediyorsun?” sorusuna verilen “üzgünüm”, “kaygılıyım” ya da “mutluyum” gibi cevapların, hissedilen deneyimin karmaşıklığını karşılamakta çoğu zaman yetersiz kaldığı noktadan hareket eder.

Kayahan, duyguları katmanlı bir resim dili aracılığıyla ele alır. Bir katmanda gerçek ve bedensel olanı, diğerinde ise içsel ve görünmeyen duyguları resmeder. Bu katmanların bir araya gelmesiyle, duyguların beden üzerinde yarattığı etkileri aktarmayı amaçlar. Boya, boşluk ve katmanlar arasındaki ilişkiden yararlanarak tanımlanması güç içsel deneyimleri görsel kompozisyonlara dönüştürür.

EN

The works in the exhibition reflect on the difficulty of naming emotions. They take as their starting point the idea that answers such as “I’m sad,” “I’m anxious,” or “I’m happy” to the question “How are you, how do you feel?” often fall short of expressing the complexity of what is actually felt.

Kayahan approaches emotions through a layered pictorial language. In one layer, she depicts the physical and tangible, while in another, she addresses inner and invisible emotions. By bringing these layers together, she aims to convey the effects that emotions have on the body. Through the relationship between paint, empty space, and layers, she transforms inner experiences that are difficult to define into visual compositions.

İnanç Kayra Akyıldız

İNANÇ KAYRA AKYILDIZ

BİYOGRAFİ
TR

Sergideki eserler, hayatı doğrusal ilerleyen bir süreçten çok, farklı durumların ve olayların eşzamanlı olarak yaşandığı bir yapı olarak ele alır. Bu eşzamanlılık, birden fazla duygunun aynı anda var olmasına ve karşıt duygu durumlarının bir araya gelerek kaosa dönüşmesine zemin hazırlar.

Akyıldız, yaşanmış olanı doğrudan temsil etmek yerine, onu dönüştürerek yeniden kurgulanmış bir gerçeklik içinde ele alır. Formlar ve renk katmanları arasındaki ilişkiler, farklı çağrışımlara açık bir anlatım oluşturur. Bu anlatım aracılığıyla yaşamın doğrusal olmayan yapısını, eşzamanlı gelişen olayları ve bir arada var olabilen çelişkili duygu durumlarını görünür kılar.

EN

The works in the exhibition approach life not as a linear process, but as a structure in which different situations and events unfold simultaneously. This simultaneity allows multiple emotions to coexist, creating a space in which contrasting emotional states come together and evolve into chaos.

Rather than directly representing lived experience, Akyıldız transforms it into a reconstructed reality. The relationships between forms and layers of color create a visual language open to different associations. Through this language, she reveals the non-linear structure of life, simultaneous events, and contradictory emotional states that can coexist.

Kaan Ünal

KAAN ÜNAL

BİYOGRAFİ
TR

Sergideki eserler, gündelik yaşamda nesneleri ve olayları doğrudan gördüğümüz varsayımından yola çıkar. Oysa algı; bellek, dil, deneyim ve beklentiler tarafından şekillenir. Bir nesneyle karşılaşıldığında yalnızca görülen değil, ona dair öğrenilenler, geçmiş deneyimler ve zihnin eksik olanı tamamlama eğilimi de devreye girer.

Japon estetik düşüncesindeki Yūgen kavramından hareket eden Ünal, belirsizliği çözülmesi gereken bir eksiklik olarak değil, deneyimin doğal bir parçası olarak ele alır. Sandalye, limon, leke ve tanımsız biçimler gibi gündelik imgeler üzerinden görülen ile ona yüklenen anlam arasındaki ilişki etrafında dolanır. Resim, pleksi, mum ve ışık gibi farklı malzemeler aracılığıyla algının nasıl değişebildiğini sorgular. Eserler, tanımlamanın sınırlarına ve tanımlama isteği ile tanımlanamayan arasındaki sınırı araştırır.

EN

The works in the exhibition take as their starting point the assumption that we perceive objects and events in everyday life directly. Yet perception is shaped by memory, language, experience, and expectations. When encountering an object, what comes into play is not only what is seen, but also what has been learned about it, past experiences, and the mind’s tendency to fill in what is missing.

Drawing on the Japanese aesthetic concept of Yūgen, Ünal approaches ambiguity not as a deficiency to be resolved, but as a natural part of experience. Through everyday images such as chairs, lemons, stains, and undefined forms, he explores the relationship between what is seen and the meanings attributed to it. Using materials such as painting, plexiglass, wax, and light, he questions how perception can shift. The works investigate the limits of definition and the boundary between the desire to define and that which remains indefinable.

ESERLER