GENCO GÜLAN
MÜZEDE GECE (Night at the Museum)
Genco Gülan sergisi
14 Nisan – 10 Mayıs 2026
HB Sanat Galerisi Orjin Plaza Ayazağa, İstanbul.
Çağdaş sanatçı Genco Gülan’ın, yeni kişisel sergisinin başlığı ‘Müzede Gece’ (Night
at the Museum). Başlığın çıkış noktası, aynı adlı, 2006 yapımı popüler bir film serisi.
Hollywood yapımı filmde gece heykeller hareketlenir, resimler canlanır, oyuncular
fotoğrafların içinde dolaşmaya başlarlar. Genco’nun projesinde de, gece, müzede
sihirli bir şeyler olur, Büyük Müze’nin farklı departmanlarındaki imgeler birbirlerinin
içine girmeye başlarlar: Kantindeki reklamların logoları yağlı boya resimlerin içine
akar, medya bölümündeki ekranların parıltısı boyaların arasına sızar, Afrika maskları
Antik heykelleri ele geçirir. Müzede Gece isimli projesinde Genco Gülan, çağımızın
post-modern sonrası karanlığına el feneri tutuyor. Hibritleşen kültürel simgeleri, gece
müzenin kapısını aralayan bir güvenlik görevlisi edasıyla, seyirciye göstermeye
çalışır.
Gülan sanat yapıtlarında görünen ve görünmeyen referanslar kullanır, yorumlu işler
yapar (appropriation). Gülan üretim sürecinde yaratıcılığı görsel bir üsluba yeğler.
Eserlerinde hem birçok farklı sanatçıya, hem de birçok farklı kültüre şapka çıkartır.
Sanatçı bu sergisinde ilk defa kullandığı referans yelpazesini genişletme kararı aldı.
Bunu yaparken de, hem sanat hem de arkeoloji sergileyen ‘büyük müze’ (Great
Museum) örneklemini seçti. Bildiğiniz gibi büyük müzeler (örneğin Metropolitan,
Louvre) gayet kapsamlı fakat temasızdır.
Genco’nun retrospektif hissi verebilecek ‘Müzede Gece’ başlıklı sergisi, yazar
Umberto Eco’nun ‘Yorum ve Aşırı Yorum’ ((Interpretazione e
Sovrainterpretazione,1990) metinlerinden besleniyor. Gülan aynı adlı kitabın
açıklamasından alıntılıyor ve parantezler içine de kendi sorularını ekliyor:
“Eco, okurun (sanatçının/ seyircinin?) metni (yapıtı?) kendi dünyasına göre
yorumlamasına izin verir ancak bu yorumun metnin (eserin?) yapısı tarafından
sınırlandırılması gerektiğini savunur. Metne (yapıta?) söyletilmeyenleri
söyletmek ‘aşırı yorum’dur.”
Genco Gülan sanat pratiğinde ve üretim sürecinde hem yorumun, hem de aşırı
yorumun sınırlarını zorlamaktan çekinmiyor. Öyle ki Genco için aşırı (hatalı?) yorum
bir çeşit üretim stratejisi, sanatçının özgünlük yöntemi haline gelebiliyor. Osman
Hamdi Bey’in Silah Tacirleri (1908) adlı resmine Gülan’ın getirdiği yorumu çözebilmek
için bir uzman gözü ve titizliği gerekebilir. Ya da Picasso’nun Boğa’sına (1958)
sanatçının eklediği tekerlekler ile Truva’nın Tahta Atına (MÖ 750-700) yapılan
göndermeyi bulabilmek için hayal gücünüzü oldukça zorlamanız lazımdır.
Genco ‘Müzede Gece’ başlıklı sergisinde ilk defa birkaç kavramı test etmeye
başlayacak. Sanatçı Sergi Kopyası başlıklı yeni bir seride orijinal olmadan sergilenen
orijinalleri ve bu durumun tersine çevrilme olasılığını tartışacak. Müzecilik
terminolojisinde sıklıkla kullanılan bir kavram ve yöntem olan Sergi Kopyasını
(Exhibition Copy), sanatçı kendi pratiğine transfer etmeye çalışarak yeni yapıtlara ve
anlamlara ulaşmayı deneyecek.
Gülan, sergide seyirciye sunduğu görsel ziyafetin içinde bile ‘Sanat ve Dil’ (Art &
Language) akımına selam vermeyi ihmal etmiyor. Rengârenk işlerin arkalarındaki
sivri fikirler üzerinden seyirci ile müzede saklambaç oynamak istiyor. Sanatçının
amacı, yeni filizlenen düşleri minimalizmin elinden kurtarmak.
Genco Gülan böylesi grotesk bir sergi yapmaya, Afrika maskelerinden etkilendiğini
bildiğimiz büyük üstat Pablo Picasso’nun Girit-Miken uygarlığını da araştırdığını ve
yorumladığını öğrenmesinden sonra karar veriyor. Sanatçı, büyük üstadın müzelerde
dolaşırken arkeolojik eserler karşısında aklından geçenleri merak ediyor.
Fakat Gülan ‘Müzede Gece’ sergisinde referans ilişkisini bu kez Picasso ile sınırlı
tutmuyor, risk alıyor ve mayınlı bir araziye giriyor. Üstadın yanına Dali, Chirico, Miro,
Van Gogh, Fontana, Brancusi; Duchamp gibi isimler ve üslupları da ekliyor. Bir
anlamda kendi spor takımını veya referans kütüphanesini kuruyor. Genco, sanat
tarihini bir filmi hızla ileri sarar gibi taradıktan sonra durmuyor, bu kez kalın bir kitabı
tarar gibi kültürler arası kaymaları okumaya girişiyor.
Gülan’ın yine bu sergide ilk kez göstereceği ‘Arkeoloji Müzelerine bir Öneri’ başlıklı
serisinde, Helen uygarlığı referanslı heykelleri oryantal halılar ve kilimleri ile sararak
sergilemeyi planlıyor. Milo Venüsü’nün (İÖ 130-100) Milos adasında bulunduğunu
biliyoruz ama Paris’e kaçırılırken halılara sarılıp sarılmadığına ilişkin bir bilgimiz yok.
Son olarak Genco Gülan’ın sergide kullandığı malzeme çeşitliliğinin altını çizmemiz
gerekli. Sanatçı referanslarını teorik ve pratik olarak kurgularken malzemeyi de bir
anlatım aracı olarak kullanmaya devam ediyor. Seramik kullanımı tarih öncesi ile
tırnak içinde- tarih sonrasını ilişkilendirme amacını taşıyor. Miken referanslı
seramikler ve Osmanlı desenli çiniler ile yan yana durmaları farklı bir çeşit okuma
arayışının göstergesi kabul edilmeli.
Gülan ‘Müzede Gece’yi aynı adla 2010 yılında uzun metrajlı bir video olarak
hazırlayıp yayınlamış olsa da bu sergide göstermeyecek. Sergi boyunca galeride
farklı performanslar gerçekleştirilecek.